Haziran 2013 için arşiv

Android Geliştirici Günleri 2013 Ardından

Ameleler,

Türkiye’deki Android geliştiricileri, Android’e gönül verenler ya da bir şekilde Android ile para kazananlar, 14-15 Haziran tarihlerinde Ankara’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde toplandı.

Android DevDays

Büyüklerden Turkcell, Qualcomm ve Blackberry etkinliğe damgasını vurdu. İki sabah da bu üç şirketin oturumları hem çok ilgi çekti, hem de bilgilendiriciydi. Piyasanın ne durumda olduğunu zaten Android’e gönül veren insanlar olarak az çok takip ediyoruz, ama işin geleceğinin ne olacağı konusunda pek öngörümüz olmayabiliyor. Bu şirketlerin oturumlarında piyasayı güzel okuma fırsatı bulduk.

Etkinliğin, bu kadar çok kişiyi toplaması açıkçası çok beklemediğim birşeydi. Geçen seneki etkinliğe katılamamıştım, o yüzden bu sene ne olacağını kestiremiyordum. Özellikle, İstanbul’dan gelenlerin çokluğu dikkatimi çekti.

Sadece Türkiye’den değil, dünyanın değişik yerlerinden katılanlar da vardı etkinliğe. Tabi bu katılımcıların çoğu konuşmacı olarak katılmıştı. Öyle ki, bir ara İngilizce aksanları arasında geçiş yapamadım – önce Arap, sonra Alman, daha sonra da Rus aksanlı İngilizcelerden bir ara algım bozuldu. Bir kısmını internet dünyasından tanıdığım bu insanların yaşadığım şehre gelip konuşma yapması, grubun güçlü olduğunu gösterdi.

Konuşmaların detaylarına girmem uygun olmaz, zaten hepsi hakkında yorum yapabilecek durumda değilim. Genel anlamda, konuşmacıların hitabetleri iyiydi – aradaki birkaç istisna her zaman olacak şeyler. Sadece, konular ve oturumlar iyi bir şekilde ayrılmamış gibi geldi. Genel olarak, aynı ya da benzer konulardaki oturumların aynı salonda devam etmesi, böyle etkinliklerde tercih edilen bir tarz oluyor. Etkinlik ekibinin zaten geri bildirimleri alıp bir sonraki etkinlikte bu geri bildirimleri göze alacağını düşünüyorum.

Böyle etkinliklerin olması, ülkemizdeki bilişim sektöründeki şirketlerin ve bireysel geliştiricilerin gelişmesi için çok büyük şans. Kaçıranlar, bir sonraki etkinlikte bu şansı yakalasınlar.

Yeşil robot sizinle olsun.

http://www.androiddeveloperdays.com/tr/

Reklamlar

Ankara JUG Mayıs 2013 Etkinliği Ardından

Ameleler,

Yine bir Ankara JUG yazısı ile karşınızdayım.

Malum, 30 Mayıs’ta yapılan Ankara JUG toplantısından sonra, 31 Mayıs’ta İstanbul Taksim’den başlayan olaylar her yeri sardı. Bize yeni şeyler öğreten bu süreç içerisinde JUG toplantısı ile ilgili görüşlerimi toparlayıp bir yazı haline getiremedim. Anca toparlayabiliyorum.

Mayıs 2013 etkinliği, Git üzerine idi. Linus Torvalds’ın bizzat geliştirdiği, açık kaynak dünyasnda bir anda popülerlik kazanan sürüm yönetim sistemi Git, biraz korkutan, biraz da ters gelen bir sistem. Korkutuyor, çünkü öncelikle Linux üzerine çıkması ve eğitim örneklerinin genelde terminal komutlarından oluşması, grafik arabirim kullanmaya alışmış geliştiricilerin işine gelmiyor. Ters geliyor, çünkü Subversion ya da TFS gibi sunucu – istemci (server – client) yapısında değil, dağıtık (distributed) bir yapıca çalışıyor. Merkezi bir sunucu gerekliliğinin olmaması, geleneksel yapıları kullanan geliştiricileri korkutuyor.

git scm

git scm

JUG etkinliğinde bizlere Git anlatan Mustafa Sakalsız, açıkçası güzel bir şekilde bize Git’i -pazarlamacı tabiriyle- sattı. Git’in, zaten hız konusunda iyi olduğunu bir çok yerden okumuş, görmüştüm. Fakat, branch kullanma yöntemini, hem kendim okumadığım hem de denemediğim için bilmiyordum. Benim en çok ilgimi çeken ve kullanma yönünde en çok aklımı çalan özelliği de açıkçası branch kullanmanın kolaylığı oldu. SVN’de branch’leri birleştirirken çektiğimiz çileleri çekmeyeceğimiz yönünde bir izlenimim oldu.

Güzelliklerine rağmen, Git’in binary dosyalardaki zaafı, resimlerin yoğun bir şekilde kullanıldığı web uygulamalarında kullanımı biraz zorlaştıracak gibi. SVN’in binary dosyalarda, hatta bütün dosyalarda, dosya farklarını tutması, merkezi sunucuda ve yereldeki dosya boyutunu makul bir seviyede tutabiliyordu. Git ise, dosya farklarından ziyade, değişen dosyaların kendisini tuttuğu, ve her sürüm için bu dosyaları yerelde de sunucuda da tuttuğu için, sık değişen dosyalar, disk kullanımını ciddi oranda artırabilir görünüyor.

Bu kadar açık kaynaklı proje kullanmama rağmen Git kullanmamak benim eksikliğim. Ankara JUG etkinliği sayesinde, Git konusunda başlangıç gazımı almış durumdayım.

Kullanım aşamasına gelirsem, onunla ilgili de yazarım.

Haydi, şimdi Git’in.

#direngezi Bize Neler Öğretti?

Ameleler,

Politik olaylara bu blogda yer vermemeye çalışıyorum, mümkün olduğunca da öyle olacak. Bu blogun amacı, en başta yazdığım gibi, yazılım ve teknoloji konusunda bilgi paylaşmak. O yüzden, işin politik ve/veya sosyolojik tarafına girmeden, Gezi Parkı direnişi bize teknolojik olarak neleri öğretti, neleri hatırlattı, onları paylaşacağım.

1 – Twitter

Twitter, yeniden hatırlandı. Arap Baharı olarak adlandırılan Arap ülkelerindeki isyanlarda, en büyük rolü Twitter almıştı. İnsanların birbirleri ile haberleşmesi, olay yerlerinden bilgi alması ve seslerini duyurabilmek için ünlü kişilere (sanatçı, politikacı) doğrudan ulaşabilmesi, Twitter’ın sadece atarlı gençliğin ayrılığı sevgilisine ayar verdiği platformdan daha fazlası olduğunu gösterdi. Aynı zamanda, Twitter’ın video paylaşma özelliği Vine‘ın da Android için tam bu zamanlarda destek kazanması, az da olsa videonun Twitter üzerinden bu şekilde paylaşılmasını sağladı.

Occupy Gezi

2 – Facebook

25 yaş altı gençliğin sevgili bulmak için kullandığı, 25 yaş üstü gençliğin ise ne için kullandığını bilemediğim Facebook, tam bir atışma sahasına döndü. Direniş destekçileri (a.k.a. çapulcular), mümkün olduğunca esprili bir şekilde olayları, sloganları paylaşırken, direniş karşıtları da kendi yöntemleri ile karşılık vermeye çalıştılar. Genelde, bu atışmalar, karşıt görüşteki “arkadaş”ların, birbirlerini arkadaş listelerinden silmeleri ile sonuçlandı. Neymiş, Facebook’ta o kadar çok arkadaş eklemek hava atacak bir meziyet değilmiş.

3 – Zello

Sokakta, polisin attığı biber gazı ve sıktığı tazyikli sudan -doğal olarak- korunmak isteyen “çapulcular”, teknolojinin son harikası “Zello” yu akıllı telefonlarına yükleyerek, polisin elindeki en büyük üstünlük olan telsiz ile haberleşme üstünlüğünü bir nevi ekarte ettiler. Araya sivil polis ya da başka tipler girse de, sokaktakiler bu uygulamanın nimetlerinden büyük ölçüde faydalandılar. Hatta, Nazlı Ilıcak bile kullandığını söyledi – ne alakaysa.

4  – UStream

Olaylar başladığı zaman, genelde kumandamızın en çok kullandığımız tuşlarındaki kanallar bize penguen belgeseli, güzellik yarışması gibi programlar gösterdiği ve Tahrir’e gönderilen canlı yayın araçları Taksim’e gidemediği için, olay yerlerinden canlı yayın amatörlere kaldı. Bu amatör canlı yayın ekipleri, UStream üzerinden, akıllı telefon ya da sabitleyebildikleri kadarı ile bilgisayarlarından canlı bir şekilde sokakları evlerimize aktardılar.

5 – TunnelBear

Twitter’dan yazdıkları ve paylaştıkları şeyler sebebiyle gözaltına alınan insanlar haber olunca, takip edilmeyi önlemek ve internette gizli kalabilmek için, cep telefonlarına, bilgisayarlara TunnelBear yükledi “çapulcular”. Hatta, TunnelBear, Türkiye’deki kullanım artmaya başlayınca, ne olduğunu çok çabuk anladı (zeki adamlar sonuçta) ve Türkiye’deki kullanıcılara sınırsız ücretsiz erişim hakkı tanıdı.

6 – FlightRadar24

Aslında, Başbakan, olaylar başladığı zaman Kuzey Afrika gezisine çıkmasaydı, bu siteden hiç haberimiz olmayacaktı. Ama, özellikle dönüşü için sürekli farklı saatler verilince, internet kurdu çapulcular, “lan bu uçak nerede şimdi” diye bizi bu siteden haberdar ettiler. Canlı (ya da 5 dk gecikme ile) uçakların konumları ve uçuş planları bu siteden görülebiliyor. Ben burayı gördüğüm zaman, Başbakan’ın uçağı daha İtalya üzerindeydi, “daha çok var gelmesine” deyip yatmıştım mesela.

Daha başka güzellikler de bulunmuş, hatırlanmış ve kullanılmıştır muhtemelen. Ben, yakından gördüğüm uygulamaları yazmaya çalıştım. Unuttuğum, atladığım varsa affola.

Haydi, “Merry Chapulling!”